Ana içeriğe atla

En İyi Hayat Hikayesi Filmleri

Dünyamıza, her bir dakikada, "doğum" olarak adlandırdığımız ve bilimde kat ettiğimiz o kadar mesafeye karşın hala sırlarının çok azını çözebildiğimiz mucize sayesinde 252 insan yavrusu inerken yine aynı dakikanın içinde dünyamızı, "ölüm" olarak adlandırdığımız ve yine bilimde kat ettiğimiz o kadar mesafeye karşın ne zamanı ne de sonrası ile ilgili en ufak bir bilgimizin olmadığı elemli eylem sayesinde, yaklaşık 102 insan evladı da terk ediyor. 

Bu hesaba göre size verilen hayat denilen kısıtlı süre içerisinde tarihe damga vuracak ölçüde etkili insanlarla tanışıp, onlarla muhabbeti ilerletip bu müthiş hayatlara tanıklık etme ihtimaliniz lotoda büyük ikramiyeyi tutturma ihtimalinizle hemen hemen aynı. Madem durum bu şekilde, bu müthiş hayatların hikayelerini inceleyip anlamak için elinizdeki en iyi seçeneklerden biri şüphesiz sinema.

"Yok olabilir bir varlıksın. Buna uygun şekilde yaşa." (Hakkaten lan !!!)

İyi bir eserin en büyük ihtiyacı iyi bir hikayedir derler. İyi hikaye yaşanmış etkileyici bir hayattan çıkmaysa  üzerinde epey kafa yoracak malzeme çıkartıyor açıkcası.  Hikaye sinemaya başarılı bir şekilde aktarılmışsa, sadece etkilenmekle kalmıyorum "Benim bu insanların yerinde olma şansım var mıydı ?" "Eğer benim başıma gelseydi, onun yaptığını yapacak cesareti ya da yeteneği gösterebilir miydim ?" diye kendi kendimi sorgulamak zorunda da kalıyorum.

Biyografik sinema, ya da "biopic" türü olarak da adlandırılan, hayat hikayesi sineması dalında benim için en iyiler aşağıda. Listeyi oluştururken kriterlerim, söz konusu hayatın etkili olmasının bir yana filmin konu ettiği hayatı mümkün olduğunca objektif ve abartmadan anlatmış olmasıydı.

1. Jiro Dreams of Suhsi. Hımbıl bir metro istasyonun bir köşesinde güneş bile almayan, aynı anda bir elin parmakları kadar insana hizmet verebilen ve içinde tuvaleti bile bulunmayan dünyanın tek Michelen yıldızlı restaurantı olan Sukiyabashi Jiro'nun kurucusu, ömrünü her gün bir sonraki günden daha mükemmel sushi yapma saplantısı peşinde tüketmiş, ailesini de bu ideal uğrunda perişan etmiş, hatta kendisine pirinç veren toptancıyı bile kul köle etmiş 86 yaşındaki Jiro Ono'nun hayatını izledikten sonra Sushi'ye bakışınız değişecek. 

2. Senna Ucundan bucağından Formula-1 seyretmiş herkes Ayrton Senna ismini bilir, hatta feci bir kazada can verdiğini bile hatırlar. Bu filmi izleyene kadar ben Senna'nın sadece 300 km/s hızla giden bir aracın kokpitinde harikalar yaratan dünyanın gelmiş geçmiş en iyi pilotlarından biri olduğunu biliyordum. Artık o benim gözümde çok daha farklı bir yerde. Formula ile ilginiz ne olursa olsun izleyin, pişman olmayacaksınız.



3. the Social Network  Mark Zuckerberg'in akla hayale sığmayacak başarısının,  Fight Club, Se7en, the Curious Story of Benjamin Button gibi hepsi devrim niteliğinde eserler olan filmlerin efsanevi yönetmeni David Fincher tarafından ele alındığını söylersem yeterli olur mu ?

4. Amadeus  Ülkemizde pek bilinmez ama bizim zamanımızda ilkokullarda öğrettikleri ilk şarkı "Daha dün annemizin" bile Wolfgang Amadeus Mozart tarafından daha 4 yaşındayken bestelenmiştir. Bizim eğitim sistemimiz bu şarkıyı Türkçe'ye uyarlanmış sözlerle sanki mahallenizdeki ilkokulun müzik öğretmeni bestelemiş gibi bir güzel öğretir söyletir, ama bakın çocuklar bu şarkıyı Amedeus isimli bir çocuk daha 4 yaşındayken bestelemiştir, siz neden böyle şeyler yapamayasınız diyivermez. Neyse, yapıldığı 1984 senesinden beri üzerine bu bereketli konuda kimsenin eser vermeye cesaret edemediği Milos Forman'ın eseri. Meraklısına artı 20 dakika kesilmiş sahnelerin bulunduğu Director's Cut versiyonunu tavsiye ederim.





5. Diving bell and the Butterfly  40'larınıza gelmişsiniz, harika bir işiniz, güzel bir karınız, dünya tatlısı bir evladınız, hafta sonları cabrio arabanızla basıp gidebileceğiniz harika bir çiftlik eviniz ve müthiş bir metresiniz var. O herşeyin çok yolunda gittiği an kan dolaşım sisteminde neden olduğu bilinmeyen ve artık doktorların nedenini araştırmakla vakit harcamalarının çok anlamsız olduğu ufacık bir pıhtı koskoca vücudunuzda sadece gözünüzü kontrol etmenize neden oluyor. Bu halde dünya iletişim kuracak kadar azmi içinizde bulabilir miydiniz ?

6. Man on Wire  İkiz kulelere gizlice girip, her 2 iki kulenin tepesinden çelik halat gerip bunun üzerinde yürümeyi başaran bir adama ne denir ? Muhtemelen olaya ilk müdahele eden polis memuru gibi "Lütfen o ipten iner misiniz ?" Bu arada bu filmde beni Philipe Petit'in baştan sona benim için inanılmaz hayatı dışında en çok etkileyen ikinci konu şuydu.    Olaya ilk müdahale eden standart polis memurunun, olayın hemen akabinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada kullandığı son derece zengin, akıcı ve düzgün dil. İddia ediyorum karşılaştığı anormal bir olay karşısında bu kadar güzel demeç verebilecek siyasetçi, bürokrat ve iş adamı sayısı son derece azdır.

7. In to the Wild Bazı insanlar sistemin arayıp da bulamayacağı düzgünlükte eğitim sisteminden çıkarlar. Tam sistemde kendilerine biçilen rolü mükemmel bir şekilde oynayacak derken, bir anda içlerinde bir ses onları kaderlerine doğru çağırır. 

8. Marry and Max Bu daha derin bir hastalığın etrafında harika bir hayat hikayesinin çıkabileceğini gösteren kıyıda kenarda kalmış çok önemli bir animasyon. Asperger sendromlu New York'da yaşayan 40 yaşındaki Max ile Avustralya Melbourne'da yaşan Marry'nin şans eseri mektup arkadaşı olmalarının ardından  ömür boyu süren inanılmaz hikayesini izlemediyseniz çok şey kaçırıyorsunuz.

9. the Aviator Sanırım uçak mühendisleri bile her defasında havada bir uçak gördüklerinde kafalarını kaldırıp benim gibi işin tüm dinamiklerini bilmelerine karşın o şeyin nasıl olup da uçabildiğine biraz aval aval, biraz da hayranlıkla bakıyorlardır. Havayolu endüstrisi Howard Huges'ın takıntıları ve deli cesareti olmasaydı bulunduğu bu noktaya bu kadar hızlı ulaşabilir miydi emin değilim. İzleyin siz karar verin. 

10. Shine Klasik müzik sevsin sevmesin piyanist David Helfgott'un izleyen herkesin çenesini düşürecek kadar dramatik hikayesi.  Bu arada hemen belirteyim, Geofrey Rush'a en iyi erkek oyuncu Oscar'ını getiren filmin gerçekleri yansıtlması ile ilgili David Helfgott'un ablasının çok ciddi eleştirileri var. Ne olursa olsun kesinlikle izlemeye ve dinlemeye değer bir film.




11. Pianist  Düşündüm de işte bu harika bir hayat hikayesi diye listeme aldığım filmlerin çoğunda insanlık onurunun ya hastalık ya da zulümle sınandığı durumlar var. Çok bilindik bir film olmasına ve bazı detayların tartışmalı olmasına karşın, etiyle kemiğiyle bu hikayeyi yaşamış Wladyslaw Szpilman'ın müthiş hikayesini listeye almamak haksızlık olurdu. 

12. Kon tiki Kimsenin inanmadigi sadece sizin kalbinizin derinliklerinde inandığınız bir teoriyi ispat etmek icin ne kadar ileri giderdiniz ? Peşinizden sürüklediğiniz bir avuç insanla bir sala atlayıp Atlantik okyanusunu geçebilir misiniz ?



13. Rush

Formula 1 pilotlarının egoları ve kişisel güvenlikleri arasına sıkışmış saatte 300 km hızla giden müthiş hayat hikayelerinden şu zamana kadar çok ortaya çıkmamış yeni bir tanesi. Niki Lauda sen benim için Philppe Petit ile iş güvenliği uzmanı karışımı birşeysin, saygı duydum.

13. The Wonderful and Horrible Life of Leni Riefenstahl

Şans eseri karşılaşıp, bu zamana kadar nasıl varlığımdan haberim yokmuş diye hayıflandığım, bir çok otoriteye göre dünyanın "teknik olarak" en iyi propoganda filminin yaratıcısı, doğal olarak hayatı, eserleri ve duruşu çok tartışmalı Leni Riefenstahl'ın hayatını anlatan bu belgeseli kaçırmayın derim.  


14. Sully

Kalkıştan hemen sonra iki motorunu birden kaybetmesine karşın müthiş bir karar alarak nehre gerçekleştirdiği başarılı iniş sayesnde taşıdığı 155 canın neredeyse ölümün garanti olduğu bir uçak kazasından evlerine sağsalim dönmelerini sağlayan Chesley Sullenberger'in söz konusu olay sırasında ve sonrasında her zor karar veren liderin yaşadığı sonsuz yalnızlığı Clint Eastwood'un yönetmenliğinde ve Tom Hanks'in müthiş performansıyla beyaz perdeye yansıtıyor. 


Bonus Content: Listemizde son olarak "Bu kadarı sadece Amerika'da olur" klasmanından, iki güzide eser Bernie ve the Imposter var. Her ikisini de izlemezseniz hatırım kalır :-)


Hepinize iyi seyirler !!!

p.s. Bu yazı ilginizi çektiyse şunlar da ilginizi çekebilir.

En İyi Hayat Dersi Veren Filmler
En iyi 2. Dünya Savaşı Filmleri
En İyi Ters Köşe Filmler
En İyi Direniş Filmleri

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atasözü Atanındır

Atasözlerini modernleştirip çağa uydurmanın vaktinin geldiği ve bizim de her canlı gibi kaçınılmaz olarak imamın kayığına binip eninde sonunda ata olacağımız gerçeğinden yola çıkarak ben kendi adıma kolları sıvıyor ve gelecek kuşaklara halis muhlis organik atasözlerimi bırakmaya başlıyorum.  Umarım bu uğraşı Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi macerası ile aynı kaderi paylaşmaz.  Niyetim Türkçe'nin her harfi ile başlayan en az bir giriş yapabilmek. Kimsenin duymadığı, bilmediği, mürekkebi kurumamış atasözleri ve özlü sözler arıyorsanız, doğru yerdesiniz, takip etmeye devam edin.  A. Ağlamayacağın cenazede güneş gözlüğü takma.  Anlamı: Girdiğin topluluklarda sırf şekil olsun diye gereksiz tavırlar içine girme, inandırıcılığını kaybeder, kendini görgüsüz ve  içi dışı bir olmayan insan yerine düşürürsün. Kullanım şekli ve dozajı: Gerekli gereksiz şekle girmeye bayılan eş dost akraba üzerinde yeri geldiğinde tek doz kullanın, baktınız tınlamıyor...

Önümüzdeki 10 Senede Muhakkak Edineceğiniz Dertler ve Alışkanlıklar

"When the music changes so does the dance" en çok sevdiğim sözlerden biridir. Türkçe'ye "Müzik değişir, dans da değişir" olarak çevirebiliriz. Yaşamaya çalışırken arka fonda çalan müzik çılgın bir hızda değişiyor ve biz faniler de farkında olmadan yeni tempoya ayak uydurmaya çalışıyoruz. Önümüze sürülen teknolojik oyuncakları satın alıp kullanmak yetmiyor, aynı zamanda bu cihazlarla yaşamaya çalışırken eski alışkanlıklarımızın bir kısmını tamamen terk edip yeni yeni huylar ve alışkanlıklar edinmek durumunda da kalıyoruz. Kişiliklerimize, eğilimlerimize, eğitimlerimize ve ekonomik gücümüze göre her birimiz  aşağıdaki resimde gördüğünüz teknoloji uyum eğrisinin bir yerlerinde baş gösteriyoruz. Everett Rogers, 1962'de yazdığı Diffusion of Innovations - Buluşların Yayılması ismindeki kitabında, özellikle kırsal toplumlarda bir buluşun nasıl yayıldığını incelemiş ve ayağı yere oldukça sağlam basan Buluşların Yayılması teorisini geliştirmiş. Rog...

Bir Milletin İnanılmaz "Sıç"raması - Japon'ların Tuvalet Evrimi

Türkçe ve Japonca'nın aynı dil ailesinden geldiğini ilk farkettiğimde (her iki dil de dünyadaki ender aglunative dillerden) ciddi anlamda şaşırmış, önce kendime bu cahilliğimden ötürü kızmış, sonra da bu harika birlikteliğin altından çıkacak müthiş bilgilerin kokusunu alarak olayı derinlemesine araştırma ihtiyacı duymuştum. Aldığım kokuların beni birazdan anlatacağım konulara sinsice çektiğini bilmiyordum, yanılmışım. İlkin  Türk'ler ve Japon'ların arasında ciddi anlamda benzerlikler olduğunu farketmeye başladım.  Sonra işi biraz daha derinleştirince esasında hem Japon'ların hem Kore'lilerin (ki onların dili de aglunative) hem de Türk'lerin Cengiz Han'ın soyunun sağa sola yayılmış parçaları olup olmadığını ölesiye tartışan ve birbirlerinin tezlerini çürütmeye çalışan bir yığın yazıyla karşılaştım. Ancak beni Türk'lerle Japon'ların eş soydan gelmiş olmalarına en fazla şüphe ettiren Letter From Iwo Jima filmi oldu. F ilmde  köylerinden kopartılıp sava...